Üyemiz Olun

Stres | Huzursuzluk

Stres insanın zorlu, baskı yaratan ya da tehlikeli bir durum karşısında verdiği, insanın hayatta kalmasını sağlayan doğal bir tepkidir. Örneğin tehlikeli bir durum karşında, vücuttaki kan hayati organlara hücum eder, bu hem dışarıdan gelebilecek bir darbe karşısında yüzeyden çekilen kan sayesinde kan kaybını azaltacak, hemde hayati organları koruyacak bir mekanizmadır. Aynı zamanda kaslar kasılır, adrenalin yükselir, kalp atışları artar, ve kişi kaçmaya veya savaşmaya hazır hale gelir. Daha iyi görmek için göz kapakları ve göz bebekleri açılmıştır. Bir kaza yada tehlikenin ardından kişinin yorgun hissetmesi, titremesi, soluk görünmesi, baş dönmesi yaşaması,  vücudun hızla yaptığı bu değişikliğin normale dönme sürecinde kaynaklanır. Ancak, stres kısa süreli açığa çıktığında insanın başa çıkma gücünü artıran bir sistem iken, insan hayatında süreklileşmesi, insan sağlığını, ilişkilerini, dünya ve kendilik algısını – psikolojisini olumsuz etkileyen bir hal alır. Tek başına fazla stres birçok ağır hastalığın sebebini oluşturur.

Stresin Kaynağı  ve Etkisi Nedir?

Stres çevrende ne olup bittiğinden çok, bu olanlara kişinin verdiği anlamla alakalıdır. Mesela, bir bebek büyük vahşi bir hayvan gördüğünde, bu duruma dair önceden bir öğretisi yoksa, ona dokunmak isteyecektir. Ta ki bir yetişkin tarafından onun tehlikeli yada zararlı olduğu öğretilene, yada talihsizce bu konuda kötü bir tecrübe yaşayana kadar vahşi hayvan bebek için stres kaynağı değildir. Modern yaşamda belki tehlikeler ve zorluklar çoğu zaman ilk etapta fiziksel olmaz. Örneğin bir kaplanla karşı karşıya kalma tehlikesinden çok, insan hayatını tehdit edebilecek unsurlar, günümüzde sosyal olay ve ilişkilerle alakalıdır (ancak insanın stres tepkisi fiziksel olarak aynı kalır). Örneğin iş yerinde, okulda ya da ailede olan bitenler insanın hayat kalitesini ormandaki kaplandan daha çok etkilemektedir günümüzde.

Stres kaynakları zamana göre değişmekle beraber kişiden kişiye ve konumlara göre de değişiklik gösterir. Örneğin hava durumu tarımla uğraşan birisi için stres kaynağı olabilecekken, trafikteki yoğunluk şehirde yaşan bir insanın sorunudur. Yada sınav döneminde bir öğrenci stres yaparken, bir diğeri karşılaştığı bu duruma verdiği anlama göre stres yönünden kayıtsız kalabilir. Kaynakları farklı olsa da, herkes için stresin dozu önemlidir.  Misal, stres yapan öğrenci sağlıklı dozda stres yapıyorsa bu o öğrenci için, sınav öncesinde daha verimli çalışması ve sınav esnasında da kapasitesinin daha geniş kullanılmasını sağlayacak bir unsurdur. Ancak fazla stres tam tersine bildiklerini unutmasına, stresten hata yapmasına sebep olabilir. Aynı zamanda, stresli dönemde insan ilişkileri de olumsuz etkilenecektir.

Stresin yaşanması sadece psikolojik değildir, stres kişinin algısına göre biyolojisinin verdiği bir tepki olduğu için, bilişsel sürecin fiziksel sonucu olarak değerlendirilebilir. Örneğin, yapılan bir araştırma ameliyat öncesinde biraz kaygılı olan hastaların, çok kaygılı ve hiç kaygısız olan hastalardan çok daha hızlı bir iyileşme süreci gösterdiğini ortaya koymuştur. Fiziksel bir hazır oluş durumu olan stres uzun süre yaşandığında kişiye zarar vermeye başlar. Bağışıklık sistemini zayıflatarak tüm hastalıklara daha savunmasız hale gelen kişinin, insan ilişkileri de olumsuz etkileneceğinden bir süre sonra kendi kendini besleyen bir canavara dönüşür.

Stresten Nasıl Kaçınabiliriz?

– Öncelikle stres oranınızın ne kadar sağlıklı olduğunu gözlemleyin. Yoğunluk ve süre olarak sizin yapabileceklerinizi olumlu mu yoksa olumsuz mu etkiliyor sorusu yardımcı olacaktır.

– Sizi strese sokan durumların bir listesini yapın. Birçoğunun günlük hayatın bir parçası gibi görünse de önceden önlenebilir ya da kaçınılabilir durumlar olduğunu fark edeceksiniz.

– Hissettiğiniz baskıların bir kısmının sorumluluklarınızdan kaynaklanıyor olabilir, ancak kayda değer kısmınında kişinin kendisi tarafından yapıldığını biliyoruz. Siz bunlar hangileri düşündünüz mü?

– Stres atması zor gibi görünsede her zaman güvendiğiniz biriyle konuşmak onu azaltacaktır.

– Ve belkide en önemlisi, stresli olduğunuzu farkında olmaktır, tecrübe edilen o his ve daralmanın kendinizin bir parçası olmaktan çok, biraz fazla uzun süren fiziksel bir tepki olduğunu hatırlayın.

Kendinize karşı anlayışlı olmanızı sağlayacaktır. Çünkü stresin bir numaralı düşmanı anlayıştır. Doğamızdan gelen tehlike karşısındaki tepkisinde sıkışıp kalmış varlığımıza, herhangi bir tehlikenin olmadığını söylemenin en güzel yoludur anlayış.

Stres sırasında vücutta meydana gelen belirtiler:

Uzun süre stres altında kalınması sonrasında vücut çeşitli uyarı sinyalleri vermeye başlar. Bunlar çoğu zaman fiziksel bazen davranışsal bazen de duygusal belirtiler olabilir. Bu belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

·         genel vücut halsizliği

·         baş ağrısı

·         ellerde terleme-titreme

·         yorgunluk hissi

·         mide şikayetleri

·         dikkat eksiklikleri ve hafıza sorunları

·         cinsel problemler

·         ani kızgınlık, ağlama, depresyon

·         hızlı duygusal durum değişiklikleri, aşırı duyarlılık, negatif düşüncelerde olma

·         sinirlilik, üzgünlük

·         aşırı aç kalma ya da yemek yeme, aşırı reaksiyon verme

·         alkol ve uyuşturucu madde kullanmaya başlama

·         aile ve arkadaş ilişkilerinde kopmalar

Türkiye'de her yıl 2 milyon kalp damar hastasının 130 bini hayatını kaybetmektedir. Kalp hastalıklarının artmasındaki en önemli nedenlerden biri de strestir. Stres dozu yüksek meslekler, kötü alışkanlıkları da beraberinde getirdiği için kişinin kalp hastalıklarına yakalanma riskini yükseltmektedir. Modern tıp birçok klinik çalışma ile stresin kalp ve damar hastalıklarına neden olduğunu göstermiştir. Stres, başlı başına bir risk faktörü iken, kan basıncı ve kolesterol yüksekliğine neden olarak diğer risk faktörlerinin kötü özelliklerini de arttırır. Örneğin, çok stresli bir ortamda çalışıyorsanız, sigara içmeseniz bile kan basıncınız ve kalp hızınız adeta sigara içen kişiler kadar yüksek olacaktır. Stres yaşayan kişide gözlenen kalp atışlarındaki hızlanma, kan basıncındaki artış, bir tür damar sertleşmesi olarak bilinen “aterosklerozis” hastalığının gelişmesinde hem öncü hem de ilerletici rol oynamaktadır. Öte yandan stres nedeniyle artan sigara ve alkol tüketimi de mevcut durumun daha da kötüleşmesine sebep olurken; kimi kişilerde stresle birlikte kalori tüketimi artar, bunun beraberinde metabolik sendrom ile diyabet hastalığı gelişim riski de başlar.