Üyemiz Olun

Kontrolcülük | Dilara Topcan

 

KONTROLCÜLÜĞÜMÜZ OLMASAYDI NELER MÜMKÜN OLURDU?

Kontrolcülük… Birçoğumuzun sağlığından ilişkilerine, iş yaşamından aile yaşamına kadar her türlü alanını negatif yönde etkileyebilen bir illüzyon… İllüzyon olma sebebi ise esasında orada olmayışı… Bizler kontrolcü olduğumuzu düşünürken bile aslında hiçbir şeyi kontrol edemediğimizi bir türlü fark edemiyoruz. Sadece kontrol edebildiğimizi ‘zannediyoruz’, o kadar… Bu zannetme hissi de bir nevi bizlere ‘yalandan bir güven hissi’ veriyor ve içimizdeki güven hissine susamış olan küçük kız/erkek çocuğu kısa süreliğine de olsa tatmin ediyor… Ta ki kontrol ettiğimizi zannettiklerimizin birer sanıdan ibaret olduğu gerçeğiyle hayat bizleri yüzleştirene kadar…

Hiçbir şeyi kontrol edemediğimizi ‘bilmek’ çoğu zaman hiçbir şeyi değiştirmezken, hiçbir şeyi kontrol edemediğimizi ‘idrak etmek’ yaşamımızı büyük ölçüde değiştirebilecek bir güce sahip… Birçoğumuz birçok şeyi ‘biliyoruz’ (bildiğimizi zannettiklerimiz de var, o ayrı bir konu) ama bildiklerimizin birçoğunu tüm varlığımızda hissetmiyor, onları tüm varlığımızla yaşamıyoruz. Peki biliyor olmak idrakla buluşmadığı müddetçe yaşamımızda olumlu yönde büyük bir değişimle karşılaşıyor muyuz? Hayır… Şöyle açıklayım… Mesela sağlıksız beslenmenin sağlığımızı olumsuz yönde etkilediğini artık hepimiz ‘biliyoruz’. Fakat birçoğumuz sağlıksız beslenmeye devam ediyoruz… Ancak bedeninde büyük ölçüde sağlıksız beslenmeye bağlı olarak gelişebilen ciddi hastalıkların ortaya çıktığı kişiler sağlıklı beslenmenin ‘idrakına’ vararak sağlıklı beslenme örüntüsüne hakkını vererek geçiş yapabiliyorlar… Bu örnekleri pek tabii çoğaltadabiliriz…

Peki insan yalnızca başına gelen kötü ya da acı veren olaylar/durumlar sonucunda mı bazı şeyleri idrak edebiliyor? Büyük olasılıkla cevap evet… İlla ki bu olayların ölüm, hastalık ya da kaza niteliğinde de olmasına gerek yok. Örneğin kendimizi sevilesi hissetmemek, değerli hissetmemek, mütemadiyen endişe ve korku içerisinde hissetmek gibi türlü duygu durumları da ciddi anlamda bizleri dönüştürebilecek kocaman fırsatlar arasında yer alıyor… Fakat bu noktada altını çizmek istediğim bir şey var… İdraka ulaşabilmek adına başımıza gelen türlü zorlu olayları sürekli olarak şikayet eden, cevapları her daim dışarıda arayan, başkalarını suçlayan vb. tavırlarla karşılarsak ve tüm yaşananların idrak seviyemizi artırabilmemiz adına gerçekleşiyor olduğunu kabul edip ‘görmeyi’ seçmezsek, günün sonunda ne idrakımızı artırabilir, ne de yaşadığımız durumların öğretmeye çalıştığı dersleri alarak dönüşüm yolunda ilerleyebilme şansına sahip olabiliriz… Bu yüzden önce kendi sorumluluğumuzu almalı, kendi içimize dönmeli ve teslimiyet içerisinde o güzel kontrolcülüğümüzü olabildiği kadar devre dışı bırakmayı seçmeliyiz… Bunları yapabildiğimiz ve bolca pratik edebildiğimiz takdirde, zamanla olumlu yöndeki değişimleri muhakkak ki fark etmeye başlayacağız… Sonrasında da biz değiştikçe (daha doğrusu özümüzü fark ettikçe) yaşamımız, çevremizdeki insanlar vb. her şey de bize uyumlu olarak değişmeye başlayacak…

Şimdi bir düşünün… Bugüne kadar kontrolcülüğünüz size neler kazandırdı? Peki neler kaybettirdi? Bu soruları bırakın ‘ruhunuz’ cevaplasın… Egonuz ya da zihniniz değil… Sonra kontrolcülüğünüzün kaybettirdiklerini kazanıyor olduğunuz bir dünyanız olsaydı bu dünyada nelerin mümkün olabileceğini hayal etmeye ya da imgelemeye başlayın…

Hiçbir şeyi kontrol edemediğimizi idrak ettikçe şükür ve inancımız daha da artacak. Sonrasında akış ve teslimiyet enerjisini de daha fazla hissetmeye başladıkça o hep ‘dışarılarda’ aradığımız güven, huzur, sevgi vb. güzel duygular da kendiliğinden ortaya çıkacak…

Sağlıkla, sevgiyle ve huzurla kalın…

Dilara Topcan