Üyemiz Olun

İNSAN İlişkileri | Duygu Yönetimi

ün herkesin internete ve sosyal paylaşım sitelerinde vakit geçirdiği çoğu insanların yani sıra gerçek bir hayatimizin oldugunu farkina varmamiz gerekir.Insan iliskileri, hayatimizdaki boyutlari nasildir.

İnsanoğlu tek başına yaşayamaz. Yalnızlık Allah'a mahsustur. Çevremizdeki insanlarla sürekli iletişim ve ilişki halinde yaşarız. Tabi ki her insanla ilişkilerimiz aynı olmaz. Ayırmak gerekir. Ailemiz ile olan ilişkilerimiz, arkadaşlarımız ile olan ilişkilerimiz, sevdiğimiz ile olan ilişkilerimiz gibi...

İnsanlarla iyi ilişki kurmak ailede başlar. Aile içindeki bireyler ile ilişkilerimiz iyi ise diğer insanlarlada daha iyi ilişki kurarız. Anne, baba, kardeşler ve akrabalar ile kurulan ilişkiler her zaman saygı ve saygıya dayanmalıdır ki diğer insanlara da aynı saygıyı gösterelim.

İlişkilerin temelinde saygı, dürüstlük ve anlayış olmalıdır. Yaşamımızın bir parçası olan ikili ilişkilerin nasıl yaşandığı çok önemlidir. İyi ilişkiler kurabilirsek mutlu olmayı başarırız. Kötü yaşanan ilişkilerin sonucunda da mutsuzluk ve insanlara karşı güvensizlik başlar.

Öncelikle karşımızda ki insan kuracağımız ilişkinin boyutunu belirlememiz gerekir. İş arkadaşlığı mı, dostluk mu, komşuluk mu ya da gönül ilişkisi mi? İlişki içersinde olduğumuz her insanın hayatımızda bir yeri ve rolü vardır. Yaşamı bu insanlarla paylaşırız. Mesela iş arkadaşlarımızla kurduğumuz ilişkileri düşünelim. Günün büyük bir bölümünü birlikte geçiririz. İlişkilerimiz iyi olmalı ki yaptığımız işten keyif alalım. Çalışmanın zevkini çıkarılım. İş yaşamında ortak yapılan ve başarıya ulaşan işler meydana getirelim. Bunun tek çözümü ilişkilerimizin iyi olmasına bağlıdır.

Ailemiz ile kurduğumuz ilişkilerde güven en önemlisidir. Arada güven olmalı ki yaptığımız her işte onların desteğini hissedelim. Çünkü ailer hayatımızın vazgeçilmezleri ve tek dayanağımızdır.

Komşu komşunun külüne muhtaçtır, atasözüne uyarak komşularımız ile de iyi olmak zorundayız. Başımıza gelebilecek ufak bir olayda en yakınımızda hep komşularımız olur. Düğün dernek, cenaze önemli günler komşularla, arkadaşlarla paylaşılırsa güzel olur.

Sevdiğimiz insan ile olan ilişkimiz ise bunların hepsinin üstündedir. Çünkü herşeyi onda toplarız. Arkadaşımız, sırdaşımız. dostumuz, ailemiz yani herkesi bir kişide yaşarız. Hayatımız onunla bütünleşir. Diğer insanlara ihtiyacımız vardır. Ama esas ihtiyacımız olan eşimizdir. Herkes kendi hayatınla ilgilenirken bizimle eşimiz ilgilenir. Belki bir gün herkes uzak olur ama eşimiz olmaz. Onun için özel ilişkilerimize daha bir sahip çıkalım.

Hayatımızda yeri olan ve ilişki içinde olduğumuz insanlarla güzel ve iyi ilişkiler içinde bulunalım ki yaşamın bir anlamı olsun.

Reiki ve İkili İlişkiler

İnsanın bütün ilişkileri gibi ikili ilişkileri de bireyin kendisiyle olan ilişkisine bağlıdır. Kendisiyle barışık bir insanın başkalarıyla ilişkisi de kaçınılmaz olarak barış içinde olacaktır. İkili ilişkileri karı-koca ilişkisi, sevgili ilişkisi, anne-çocuk ilişkisi, baba-çocuk ilişkisi, kardeşler arasındaki ilişki, arkadaşlık ilişkisi gibi bir sıralamaya tabi tutacak olursak, hepsinin özünde bireyin kendisine olan bakışının bir yansımasını görmek mümkündür. 

Her ilişkinin kalitesi, o ilişkiyi oluşturan insanların iç dünyalarına doğrudan bağlıdır. Her yönden sağlıklı olup olmadıkları kadar, doyumlu bir hayat yaşayıp yaşamadıkları, yaratıcı ve üretici olup olmadıkları bu ikili ilişkiyi ve ilişkinin kalitesini belirleyecektir. İkili ilişkinin kurulma nedenlerini irdeledikten sonra derinlemesine tahlil yapılması gerekebilir ancak her ilişkinin bir ihtiyaçtan doğduğunu da baştan kabul etmemiz gerekir. Çünkü insanın ilişki kurmak zorunda oluşu sosyal bir varlık olması nedeniyledir. 

Bütün ikili ilişkileri Reiki’den önce ve sonra diye ayırmamız gerekirse, reiki’nin insanın iç dünyasına yaptığı katkı kendini hemen belli eder. Reiki’yi kullanması nedeniyle kendisinden memnun bir insanın, karşısındakini algılama şekli de ona göre olacaktır. Buradan, bütün ikili ilişkileri bireylerin kendilerinden memnun olup olmadıklarına bağlayabiliriz. Yani siz stresliyseniz veya korku içindeyseniz o stres ve korkunun karşınızdakine yansıması kaçınılmazdır. Genellikle; problemlerin karşımızdakinden kaynaklandığını düşünmemiz ve kendimize toz kondurmamamız sorunların çözümüne hep engel teşkil etmektedir. Bütün yaşananlara “Ben iyiyim, onlar kötü” anlayışı hakim olunca da kısır döngüler ve şikayet edilen bir yaşam, insanın hayatında ağırlığını hissettirir. 
Bilgeler bütün insanların birbirlerine ayna vazifesi gördüğünü söylerler. Hatta “biz ne isek dünya da o’dur” derler. Bu anlayış toplum düzeyinde “Her toplum layık olduğu şekilde yönetilir,” cümlesinde ifadesini bulur. 

Bir Reiki seansının, kişide dış dünyasının o kişide yarattığı bütün olumsuzlukları geçici bile olsa olumluya çevirme etkisi vardır. Aslında bütün olanlar ruh hallerimizin ve yaydığımız frekansın dış dünyamızdaki tezahüründen başka bir şey değildir. Görmediğimiz ve bilmediğimiz bir düzeyde her şey bu etki-tepki düzleminde gerçekleşir. Buradan hareketle “Olaylar iyi olursa ben de iyi olurum” anlayışı yerine,”ben iyi olursam olaylar iyi olur” anlayışını koymak zorundayız. Bu yüzden işe kendimizden başlamak zorunluluğu vardır. Reiki seansıyla ne olur? Reiki seansıyla enerji düğümleri çözülmeye başlar ve bu çözülme kendini fiziksel, zihinsel ve ruhsal düzeyde göstermeye başlar. Reiki uygulamadan hemen önceki bütün negatif duygular bedeni terk eder. Ve insan gece uykusunda bile halledemeyeceği bir yenilenme yaşar. Her ne kadar bu yenilenme geçici de olsa insanın orijinal ve mükemmel haline bir temas olarak nitelendirilmesi gerekir. İşte bu temas sürekli olursa, kişinin çocukluk hazlarını tekrar yaşamasına, kendi mükemmel yaratılışını görmesine, evrendeki büyük düzeni anlamasına neden olabilir. Bütün bu olanlar; kişide daha derini görme ve keşfetme isteğini beraberinde getirebilir. Dolayısıyla diğer insanlar eskisinden daha değişik ve hoş bir anlam taşır. Her insanda yaratıcının değişik bir ifadesini görür. Yunus Emre’nin “Yaratılanı sevdik yaratandan ötürü” sözünü bizzat derinlemesine yaşayabilir. Dolayısıyla yaşadığı olumsuzlukların dışarıdan değil, içinin bir yansıması, tezahürü olduğunu görür. Aynı şekilde olumlulukların da kendinden kaynaklandığını görür. Gerçi her Reiki uygulayanda aynı şeyler olmaz. Ama ruhsal gelişimine engel olmayan insanların bunları yaşaması mümkündür.

Elini tuttuğu sevgilisinin onun için eskisinden daha çok şey ifade ettiğini görür. Sarıldığı eşinin, çocuğunun, annesinin, babasının, arkadaşının ifade ettiği haz, eskiyle kıyaslanamayacak düzeyde yüksektir. Bu neden böyle olmuştur? Çünkü kendisini kısıtlayan olumsuz enerjilerden bir miktar kurtulmuştur. Zaten mükemmel olan halini hatırlamaya başlar. Kalıtımsal olumsuzluklardan ve doğduğu andan itibaren giyindiği olumsuzluklardan biraz sıyrılmıştır. 

Zevk duygusu içimizde deneyimlendikçe, bizi hep o duygunun, en azından korunmasına ve geliştirilmesine sevk eder. O zevkin deneyimlenmesi ancak diğer insanlarla olan ilişkiler sonunda mümkün olur. Bu yüzden zor olayların yaşandığı insanlar, özünde tekâmüle neden olmaları nedeniyle çok özel bir konuma sahiptirler. Dolayısıyla zorluk yaratan insanlar bir anda sevgi ve minnet duyulan insanlar haline dönüşebilirler. Böyle insanların, kişideki tekâmülden haberi olmasa da kişideki barış ve sevgi duygusu, o zorluğu yaratan insanın bilinçaltı tarafından da fark edilir ve bilinç düzeyine bir şekilde yansır. 
Bütün bu anlattıklarımıza neden olan şey Reiki değil, Reiki’nin neden olduğu enerjisel değişimi gerektiği gibi kullanma yeteneği gösteren kişinin kendisidir. Veya şöyle de söyleyebiliriz: “Yaratıcıya yaklaşmaya çalışan herkesin yaratıcı tarafından ödüllendirilmesidir.” 

Bütün ruhsal disiplinlerde ve dinlerde hep yardım etmekten, iyilik yapmaktan, insanları sevindirmekten bahsedilir. Ve yaratan katında ibadetlerden çok bu eylemlerin daha önemli olduğu, hatta bunların daha büyük ibadet olduğu vurgulanır. Hep bir etkileşim içinde olunduğundan, etkilediğimizden ve etkilendiğimizden bahsedilir. Sevmekten, hem de karşılıksız sevmekten, bütün varlıkları sevmekten bahsedilir. Asıl amaç biz ve diğerlerinin ayrı varlıklar olmadığımızın anlaşılmasıdır. Ve her insanın yüzünde, sesinde, parmak izinde tanrının zenginliğini görmektir.

Aile İlişkileri Ve Güçlendirilmesi

En değer verdiğimiz ve en çok önemsediğimiz bireyler aile üyelerimiz olsa da yine en kırılgan ve en öfkeli yanımızı da ailemizdeki kişilere gösteririz. Aile ilişkileri diğer insan ilişkilerinden birçok noktada ayrılır, bunun en temel ölçütlerinden biri de kan bağı ile bağlanmanın yanı sıra duygusal bağların kuvvetliliğidir. Aile ilişkilerini güçlü ve sımsıkı tutmak kendinizi daha güvende ve sağlıklı hissetmenize de sebep olacaktır.

Eşler Arası İlişkiler. Evlilik öncesinde çok iyi ilişkiler içinde oldukları halde, evlendikten sonra bunu devam ettiremeyen eşler vardır. Evlilik öncesinde romantik duygular içinde bireylerin gerçek kişilikleri gizlenebilir, aslında bu bir yıkım da değildir. Bunların farkına varmanız eşiniz ile birlikte karşılıklı olarak bunu çözümlenmesi gerektiğini bilmeniz gerekir. Birbirinize eski zamanlarınızı hatırlatarak, neyin değiştiğini birlikte görmeye çalışmak son derece etkili olacaktır. Aynı evin içerisinde bir şeyler paylaşmayı bırakmış olabilirsiniz, sadece bunu hatırlayın.

Anne, Baba, Çocuk İlişkileri. Çocuk,  anne ve babasını taklit ederek sosyal yaşama alışır ve tüm davranışlarını da bunun üzerine kurar. Aile içinden seçtiği örnek kişi, bozuk kişilik yapısına sahipse, kötü davranış şeklinin çocukta da görülme olasılığı da yüksektir.  Çocuğunuza baktığınızda kendinizden bir huy göremeseniz de eşinizden kaynaklı bir huyu olduğunu illa ki görürsünüz. Bu nedenle anne-babanın çocuğa iyi örnek olması ve çocuğunun varlığını göz ardı etmemesi gerekir. Ebeveynlerin sözlerden çok davranışlarıyla model olmaları gerekir, bu sebeple aile ilişkilerini güçlendirmeye başlarken öncelikle davranışlara dikkat edilmelidir. İkinci olarak çocuklarınıza aşılamak istediğiniz davranışları eşinizle anlaşarak çocuğunuz önünde bir oyunmuş gibi canlandırırsanız bu da son derece etkili olacaktır, ancak burada önemli olan inandırıcı ve samimi olmanız.

Kardeşler Arası İlişkiler. Kardeşlik bağı, tamamen bir sevgi kaynağıdır. Aynı evin içerisinde de büyüseler kardeşler birbirlerinden bir çok  açıdan farklıdırlar. Kardeşler arasında zaman zaman rekabet ve problemler illa ki olacaktır. Kardeşlerin iyi ilişkiler kurması ve bunu sürdürebilmesi zor gibi görünse de imkansız değildir. Kardeşler arasındaki ilişkileri güçlendirmek için öncelikle karşılıklı olarak birbirinizi dinlemelisiniz. Kardeşlerin olumlu ilişki kurabilmesi için iletişimi engelleyebilecek etkenlerin bilinmesi ile sorunlar ortadan otomatikman kalkacaktır.  Kardeşler arasındaki iletişim kıskançlık, saldırganlık, bencillik gibi davranışlarla bozulur, bunlara hayatınızda yer vermemeniz ve aşmaya çalışmanız ilişkilerinizi güçlendirmede ki en etkili yoldur.